14 günlük Leros Tatili

15 Temmuzla 29 Temmuz arasında Leros’ta 14 muhteşem gün geçirdik. Deniz, yemekler, iklim, ortam, binalar, insanlar, her şey herrrr şey muhteşemdi.

İlk kez bi tatil sonrasında İstanbul’a maruz kalınca oturup tatil bitti diye ağladım çocuk gibi. (İstanbul’a maruz kalmak beni hep ağlatır da bu defa instagram stayla “take me back please” modunda ciddi ciddi ağladım.)

Neyse.

Tatil yazılarımı hep gün gün şeklinde yazıyorum (şurdaki gibi). Ancak 14 günü tek tek yazmak çok zor ve çok sevdiğimiz yerlere 2-3 gün gittik. O yüzden Leros’u 6 ana bölgeye bölüp bölge bölge bahsetmek okuyan için de daha anlaşılır olacak. Plajlar olsun, restoranlar olsun, nerede manzara güzel olsun bu konuları hep aydınlatacağım.

Alinda: 

Leros’un dört başı bayındır plajlarından bir kısmı Alinda bölgesinde bulunuyor. Bizim otelimiz de Alinda’da idi. Resimlerde göreceğiniz gibi deniz dümdüz ve taşlık. Günün hiç bir saatinde dalga olmuyor.

1

Bu fotoğraf adaya ilk adımımızı attığımız günden. Eşyalarımızı otele bırakıp hemen yanındaki Argo isimli tavernaya geçtik. Ben tatilden önceki 2 haftadır hayalini kurduğum deniz ürünlü spaghetti sipariş ettim, beyim de pork steak söyledi. Bu taverna lezzet olarak tüm Leros’a en beğendiklerimizden biriydi. Tüm tatil boyunca da 4 defa yedik sanırım burda.

2

Otelimizin plajı burası da. Alinda Plajı diye geçiyor. Ancak Alinde bölgesinde Krithoni vs isimli başka başka plajlar da var minik minik. Bunların hepsi birbirine benziyor.

6

Biz Alinda’da olduğumuz günlerde hep Alinda Plajı’nda takıldık.

3

Otelimizde ilk akşam Cappuccino Fredo içip dünya kupası final maçını seyrederken.

Konaklamakonusuna gelirsek, Alea Mare Hotel’de kaldık. Buradan aşağıda bahsedeceğim yerlere ulaşım da kolaydı. Kahvaltısı continental geniş bir kahvaltı diyemeyiz ama bize 14 gün boyunca fazlasıyla yetti.

Otel çalışanları aşırı iyiydi, canım Anna’cığımla sarılıp ağladık ayrılırken. Burası Leros standartlarında hafif pahalı bir otel ama tam önünde deniz olması, muhteşem manzaralı odaları, temizliği vs ile her kuruşu hak ediyor bence.

4

8

Otelden fotoğraflar.5

Alinda’daki bir diğer taverna da To Steki. İlk akşam aynı zamanda evlilik yıl dönümümüzdü, buraya gittik. Taverna’nın sahibi Dimitri 22 gün İstanbul’da kalmış, eski Beşiktaş Belediye Başkanı’nın arkadaşı falan ahaha. Taverna çok kalabalık değilse oturup bayağı sohbet edip birebir ilgileniyor. İlk gün tamamen ona bıraktık ve ne getirirse yedik 🙂 Buraya canlı müzik için bir de cumartesi gittik. Ama bence canlı müzik olmayan bir gün gidip özel ilgilenilmeyi tercih edin. Çünkü canlı müziği aman aman da değil.

14

To Steki’deki ilk akşam yemeğimizden.

9

Bu da otelimizin sağ tarafından kalan diper bir tavernadan. İsmi çok uzundu ama bir yerinde Vasilis geçiyordu. Taverna Vasilis diyebiliriz 🙂 Yine güzeldi ama en bayıldıklarımızdan değildi burası.

10

Alinda’da Leros’un tarihini içeren bir de müze var. Minik ve sevimli bir müze, yarım saatte geziliyor. İsmi Tower Bellenis.  Yukarıdaki fotoğraf oradan.

11

Bu da pizzacımız. Taş fırın, kaliteli malzemeli güzel pizza yapan bi yer. Kendilerine ait plajı da var ama otelimize 10 dk yürüme mesafesinde olduğundna biz genelde öğlen bazen de akşam yemeğine gittik. Pizza Anemos.

12

13

Alinda’da son bahsetmek istediğim mekan da Nemesis isimli bu bar/pub. Margarita ve beyaz sangriası çok güzeldi. Bir 4-5 akşam yemekten sonra gittik kokteyl içmeye. Ortamı da güzel, sahibi de çok iyi birisi yine.

IMG_1718

Bu bina da Alinda’daki başka bir otel olan Blefoutis Hotel’den. Biz gitmeden acaba burada mı kalsak diye bayağı bir tereddüt ettik ama en sony yorum 2-3 yıl önce yazılmıştı ve kapanmış olabileceğinden şüphe ettik. Gerçi öyle olsa da booking.com’da yer vermezlerdi. Neyse gittik yerinde gördük, gerçekten de pek sakin ve izbe duruyordu. Hala da emin olamadık aktif mi kapalı mı. Ama mimarisi hoş bir otel.

IMG_3197

Bu bölgede son bahsetmek istediğim taverna da Alinda Hotel’in tavernası olan Taverna Alinda 🙂 Leros’taki en başarılı dakos buradaydı. 2 ya da 3 akşam da burada yemek yedik. Son akşama kadar çeşitli yerlerde menüde Dolmadakia görüp aman dolma işe diye söylemedik, son gün deneyelim dedik. Siz giderseniz bizim gibi son güne bırakmayın çünkü leziiiiiizzdi. Bayıla bayıla yedik.

tempImageForSave

Bu da 14 gün boyunca uyandığım manzara -kalp kalp.

Panteli: 

Panteli’de 3-4 tane beach var. İlki Panteli Beach. Bir de daha ilerisinde Tony’s Beach, Vromolithos Beach gibi daha sakin beachler var. Biz Panteli’de geçirdiğimiz tüm günlerde Panteli Beach’i tercih ettik.

1

Deniz böyle yine pırıl pırıl ve muhteşemdi.

3

Alinda’nın aksine burada müzik vardı ama rahatsız edici değildi. Bir de buraya tekneler yanaşıyor, tekneyle gelip plajda takılanlar oluyor. Alindaya göre daha kalabalık ama işte yine boğucu kesinlikle değil. Ben Leros’ta en çok bu beach’i sevdim.

4

Denizden sonra akşam 7 gibi Panteli’nin sokak aralarını gezmek de güzel.

5

Yeme içme konularına gelince, bu fotoğraf El Greco‘dan. Panteli’de en az beğendiğim retoran bu oldu. Daha postmodern yemekleri var. Örneğin klasik Yunan musakkası ama farklı yorumlamışlar gibi. Seçtiğimiz yemeklerden de öyle denk gelmiş olabilir ama biraz yağlı ve ağırdı. Tek sefer gittik.

6

78

9

Yunan adası olur da Zorba’s olmaz mı. Zorba’s Panteli’de taverna favorimiz oldu. Pork nuckle, deniz ürünlü makarna, grilled kalamar, o gün denk gelen hangi balık varsa onun carpacciosu vs vs yediğimiz her şey mükemmeldi. Fiyatları Leros tevarnalarından daha pahalı: diğer tavernalarda iki kişi 30-35 Euro iken burada 45-50 Euro gibi oluyordu. (İçki olarak hep aynı, hiç şaşmadık her öğün yarım litre house wine içtik.) Ama özenli bir yemek için değer. 2-3 akşam yedik burda.

(Zorbas filminin çekildiği plaja da Chania’da geçen sene gitmiştik, şöyle buyrun.)

10

IMG_1791

IMG_2315

Panteli Beach’i de Sorocos Cafe diye bir işletme işletiyor. Plajda geçirdiğimiz günlerde öğlen yemeklerini bazen şezlongta bazen masada olmak üzere burada yedik. Gayet memnun kaldık.

IMG_2980

Yine Sorocos’tan.
IMG_3024

Panteli’deki diğer bir sevdiğimiz taverna ise Pirofani. Burası sanki makarna / risotto işlerinde uzmanlaşmış gibi geldi bana.

IMG_3034

Pirofani’de de iki akşam yedik. Hatta sanırım benim Panteli’deki favoti tavernam Pirofani. Sevgilim Zorba’sı daha çok beğendi. Ancak Zorbastakilerle o kadar ahbap olduk ki puanını hiç eksiltemiyorum 🙂

Leros’ta böyle bir şey var zaten, herkesle ahbap oluyorsunuz. İkinci haftanın sonlarına doğru yolda scooterla giderken bayağı selam verdiğimiz yerli vardı.

Blefoutis: 

1

Blefoutis de diğer bir plaj. ancak buranın yakınlarında anladığım kadarıyla kalacak bir yer yok. Dolayısıyla Alinda’da ve Panteli’de kalabilirsiniz ancak Blefoutis’e günübirlik gelebilirsiniz.

IMG_2095

Scooterla çok rahat geliniyor, 15 dk falan sürüyor. Alinda’dan veya Panteli’den yürüyerek gelemezsiniz, uzak. Ya araç ya scooter kiralamanız lazım. Biz ordayken sadece sabah bir kez otobüsle gelenler de oldu ancak nereden kalkıyor o otobüz bilemiyorum.

2

Blefoutis de kendi halinde, daha farklı havası olan bi yer. Sakin. Sadece bir cafe bir de taverna işletmesi var.

7

Sabah cafeden fredomuzu içtik, öğlen de ordaki tavernada yemek yedik. Tüm günü geçirdik.

3

5

Çok çok huzurluydu.

tempImageForSave

IMG_2138.jpg

Blefoutis’teki tavernanın adını unuttum ama zaten tek olduğundan karıştırma şansı yok. Burası da lezzetiyle üst sıraları zorlayan bi yerdi.

4

Dönüşte yol üzerindeki Agia Kioura’ya uğradık (Αγία Κιουρά). Burası da doğal, şemsiyesi, şezlongu, duşu, işletmesi vs olmayan bir plaj. Bir denize girip çıkıp döndük.

Dio Liskaria: 

Dio Liskaria, Alinda’dan diğer her yere gidilen tarafa değil de diğer tarafa gidilince varılan bir başka plaj. Blefoutis kadar uzak değil ancak yürünecek gibi de değil. Scooterla 5-6 dk.

5

Buraya 2 gün gittik. İlkinde daha cafe-pub havasında olan ve o tarz yemekler de sunan işletmenin şezlonglarında ikincisinde tavernanın şezlonglarında takıldık. Zaten burada da Blefoutis gibi iki işletme var.

IMG_1949

6

3

2

1

4

Söyleyecek fazla bir şey yok. Denizi görüyorsunuz, ortamı görüyorsunuz 🙂

Agia Marina: 

1

Agia Marina Leros’a gelen feribotların da yolcu indirip bindiridği liman semti. Denize girilmiyor burda. Yani zorlasanız girersiniz de plaj yok gerek yok.

2

Sokaklarında bol bol gezdik. Kısa kısa bilgileri vereyim her fotoğrafın altında.

3

Agia Marina’da yemek yemek için bir yer yok desek yeri. Bir tane souvlaki yapan yer var, ki yemedik orda. Bir tae ara sokakta taverna var ama esnaf lokantası görünümündeydi. Bir de Mylos Taverna var ki gidip menüsüne bakıp çıktık, içimize sinmedi.

4

Cafeler var, akşam üzeri kahve içilebilir.

5

Alışveriş yapılabilece dükkanlar var. Şapka, terlik, pareo falan alacaksanız ya da hediyelik bakmak için.

6

7

8

9

Tabii sokaklarında turlamak büyük zevk.

10

Hele gün batımında.

11

12

13

14

15

16

Hazır Agia Marina fotoğraflarına bakıyorken Leros’a ulaşımımızdan da bahsedeyim biraz: Biz Bodrum Turgutreis’ten feribotla Kos’a oradan da Leros’a geçtik. Doğrudan leros’a da feribot var ama sadece salı ve perşembe günleri.

17

Giderken rüzgarlı bir güne denk gelmişiz, Kos-Leros feribotunda midem ağzıma geldi, gözümü kapatıp dakikaları saydım. Dönüşteyse hiç sıkıntı olmadı. Zaten gittiğimizde o kadar rüzgar varmış ki normalde Agia Marina limanına indirirken bizi Lakki’ye indirdi. Telaşa gerek yok. Lakki’den de otele taksi 15 Euro tutuyor.

18

Ancak gidecek olursanız havaalanı seçeneğini değerlendirin derim. Biz bir daha gidersek öyle yapacağız. Çünkü Bodrum-Kos feribotu sabah 09:30’da. Zaten o feribota yetişmek için bir gece Bodrum’da kalmak gerekiyor. İki feribot aktarması yapıyorsunuz. Bir de Kos Limanı’na dış hatlardan iniyorsunuz, Leros’a giden feribot ise iç hatlardan kalkıyor, ikisinin arasında 20 dklık yürüe mesefesi var güneşin altında. Bir de Kos’a geldiğinizdeki pasaport kontrol kuyruğu acaba Leros feribotunu kaçırır mıyız paniğine neden oluyor (ki söyleyince polisler yardımcı oluyor).

IMG_2360

Gerek yok yani bu kadar aksiyona. Atina aktarmasıyla uçakla gitmek daha mantıklı.

IMG_2391

IMG_2405

IMG_3127

Agios Isidoros Kilisesi: 

IMG_3316

Burası da Leros yazınca görsellerde en çok çıkan yer. Sadece kilise var. Bir gün hem bu kiliseyi görelim hem de Gourna Plajı’nı deneyelim diye yola çıktık. Kilise tabii ki etkileyici, bulunduğu yer, manzara tatmin edici. Ancak Gourna Plajı’nı sevmedik, kumlu olduğundna deniz bulanıktı. O yüzden o gün de kilise ziyaretimizi tamamlayıp Panteli’ye geçtik yine.

tempImageForSave

IMG_2764

Önümüzdeki tatillete bakalım diyerek döndük ama bu yazıyı yazarken bile hem çok mutlu oldum hem bittiği için içim buruldu. Her tatili bitişi üzer ama Leros tatili ayrı bi tatlıydı. Bence herkes bir kez gitmeli Leros’a.

Sevgiler.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s