20 Mart 2019 Günlüğü

Processed with VSCO with j5 preset

7:30’da alarmım çalıyor, 8’de ancak kalkıyorum.

Bahar yorgunluğu dönemine girdim, Mart’ta hep böyle olur. Kışın da sabah hava karanlık diye kalkamıyorum. Yazın da gece sıcaktan uyuyamayıp sabah kalkamıyorum. Durumlar böyle :/

Babam da ingilizmişçesine muhteşem bir porridge yapıyorum. Zaman içinde deneye deneye optimum kıvama şöyle ulaştım:

Sabah ilk iş 4 çorba kaşığı yulaf ve 1 çorba kaşığı amaranthı tencereye koyup hepsi suya batacak kadar da oda sıcaklığında su koyuyorum. Sonra ben ağzımı susam yağıyla çalkalayıp, yüzümü yıkayıp bazen bir 10 dakika meditasyon yapana kadar onlar yumuşuyor. (Geceden ıslatınca fazla hamursu oluyor.)

Sonra üstüne süt (bence en iyi kıvam günlük süt ile alınıyor) ekleyip orta ateşte yavaş yavaş, arada karıştırarak pişiriyorum. Eskiden içine chia da koyardım ama artık üstüne koyuyorum çünkü içinde kıvamı fazla koyulaştırıyor.

Üstüne de dilediğinizi koyun. Ben canım çok tatlı istemedikce muz tercih etmiyorum, muz bağırsaklarımı yavaslatıyor erkenden yiyince -too much info :)- en yakışan meyve de yaban mersini bence.

Bir porridge üzerine 3 paragraf yazdım evet.

Processed with VSCO with j2 preset

Yüzüme çook ince bi fontöden, az bi rimel sürüyorum, kolyelerimi takıyorum. Doooğru işe.

Ofiste e-maillar gönder, yazılar yaz vs fotoğrafı çekilecek bir şey yok.

IMG_3772

Öğlen biraz daha uzaklara yürümeyi planlamıştım ama hava düne göre aşırı soğukmuş ve ben çok ince giyinmiştim. O yüzden ofise 5 dk mesafede bir restorana gidip bir menemen yiyorum.

1buçuk saat kadar geniş geniş Harry Potter’ımı okuyorum. Mis.

IMG_3779

Yemekten sonra da 3 saat falan çalışıp eve dönüyorum. Sabah yürüyerek gitmiştim ama soğuk nedeniyle dönüşte otobüse bindim.

Eve gelince biraz dinlenip 30-35 dk hafif bir spor yapıyorum.

IMG_3780

Sonra yemek hazırlıkları ve yemek.

Köfteleri biraz kabak, soğan ve domates sosuyla fırına sürdüm. Yanına da frik-siyez bulguru karışık pilav.

Processed with VSCO with j5 preset

Beyim bu gece nöbetçi, ben de 21:00 gibi Cansuyla buluşup bir kahve içiyorum.

75CB20DD-BE1F-4BF9-80CD-F22F6469E45B

23:30’a doğru eve geldiğimde bu uzmanlar “bizimle oyna zalımın kızı” modunda bacaklarıma dolanıyorlar.

Kıyamıyorum bir yarım saat de onlarla oturuyorum, biraz mıncırıp sıkıştırıp fazla enerjilerini alıyorum 🙂 Canikomlar.

IMG_3825

24:00 gibi de yatağıma geçip 1 saat kadar mum ışığunda kitabımı okuyorum.

Akşam içtiğim kahvenin etkisiyle sanırım hala da uykum gelmiyor ama sabah kalkamam diye 1 saatin sonunda uyku moduma geçiyorum.

Öptüm.

21 Şubat 2019 Günlüğü

IMG_2055

Saatim 07:15te çalıyor, 07:30 gibi zorla çıkıyorum yataktan. Önce akşam kitap okumaktan fırsat bulamadığım bulaşık makinesi boşaltma işine girişiyorum.

IMG_2056

Sonra klasik bir kahvaltı yapıyorum. Ekmeksiz.

IMG_2057

Kahvaltıdan sonra mutfaktan çıkmadan ofise götürmek üzere kahvemi de demleyeyim diyorum. Bu esnada uyandığımdan bu yana 1 saat falan geçmiş ama hâla içime içime uyuyorum. Ofise varsam da kahvemi içsem.

Processed with VSCO with j5 preset

Bugün ofiste pek önemli bir olay yok, pek kimseyi de görmeyeceğim. O yüzden en rahat kazağımla taytımı geçiriyorum üstüme. Sonra inci takasım geliyor, inci kolyeme uzanırken bu mavili inciyi görüyor ve “aa kazağım da mavi ne uyumlu olur” diyip onu takıyorum. Paltomu da giyince hiç hedeflemediğim bir uyum yakalamış oluyorum.

Kolyeyi 3 yıl önce Yargıcı’dan almıştım. Paltom Academia. Kazağımı da Londra’da Uniqlo’dan almıştım geçen sene sonu gittiğimde.

Makyaj da yapmıyorum, yüzüme bir krem sürüp çıkıyorum.  Bugün soft ve sade hissediyorum.

IMG_2078

Çıkmadan çantama greyfurt atmıştım, ofise geldiğimde AVM’nin güvenliğinden geçerken greyfurt yuvarlandı güvenlik görevlisinin garip bakışları altında.  Gayet doğal şekilde aldım çantama attım ve devam ettim 🙂 Yağ yakıyoruz burda 🙂

Ofise gelir gelmez paltomu bir kenara atıp derhal kahvemi içiyorum. Mmmm yine nefis demlemişim. Kendim diye demiyorum ama çok güzel filtre kahve demlerim, çekirdeği de bir mânim yoksa hep Petra’dan alırım.

IMG_2080

Sonra hazır ofis sakinken uzun süredir elimde sürünen birkaç işi tamamlıyor, biraz sevdiğim bloglara biraz H&M’e bakıyorum. Sepetime bir kaç şey attım ama du bakalım daha satın almadım.

IMG_2082

E öğle arası madem. AVM’de hızlıca bir balkabağı çorbası ve ızgara somon yiyip biraz yürümek, hava almak için kendimi dışarı atıyorum. 10 dk yürüyüp biraz ilerideki bir kafeye giriyorum, biraz kitap okurum havam değişir.

Dün akşam kitabımı bitirmiştim, fotoğraftaki kitaba başlıyorum ama üzgünüm hiç sarmıyor. Canım daha sürükleyici, daha sayfalar nasıl akıyor anlamadan geçen br kitap istiyor.

Yeşil çayımı içiyorum ve kurabiyeden 1-2 ısırık alıyorum ama ı-ıh, o da güzel değil. Neyse ben de çayımı bitirip geri ofise yürüyorum.

IMG_2085

E dün kitabım bitmişti, öğlen başladığım da sarmadı, inip bir kitap alayım madem diyorum. İstiyorum ki şöyle Tess Gerritsen tarzında hem kurgunun aşırı sardığı,  hem de karakter derinliğini de biraz veren bir roman olsun.

Ruth Rendell diye daha önce okumadığım bir yazarın Tigerlily’nin Orkideleri isimli romanını alıyorum. Üstünde dünyanın en çok okunan 10 polisiye yazarından biri olduğu yazıyor. Bakalım.

IMG_2086

İşte bu noktadan sonra işler biraz çığırıdan çıkıyor. Ofise döndüğümde önce evden getirdiğim greyfurtu yiyorum. Ama sonra canım aşırı hamur çekiyor ve üstüne 3 de tuzlu kurabiye yiyorum kefirle. Abartı bir şey yok ama bugün dikkat etmeye, karbonhidratı azaltmaya çalışıyordum.

Processed with VSCO with j2 preset

Saat 17:00’ye geliyor. İçimde kurabiye yemiş olmanın pişmanlığıyla eve gidiyorum 🙂 Bir 40-45 dakika kassal egzersiz yapıyorum. Ama nedense bugün aşırı gergin ve yorgunum, her zamanki verimi alamıyorum kendimdem spor yaparken.

Sonra akşam yemeğine annemlere gidiyoruz, annem köfte yapmıştı davet etmişti.

Processed with VSCO with j2 preset

Yemek sonrası 09:00 gibi eve döndüğümüzde benim pilim iyice bitmişti. Zaten öğleden sonra kendimi gergin hisettiğim için yarım atarax almıştım. Onun da etkisiyle iyice uyukluyorum.  Zor güç bir duş alıp salona geçtiğimde saat 09:30. Biraz otursam da fazla dayanamayıp kendimi yatağa atıyorum.

Sevgiler.

19 Mart 2018 Günlüğü

IMG_8170

Bugün evden çalışıyorum. 08:00’de uyanır uyanmaz kendime bir kahve yapıp yanında da dünden kalan bisküvili pastadan yiyorum. Bir taraftan da biraz işlere bakıyor, haftalık program yapıyorum.

IMG_8172

Dün geçe 03:00’de yattığımdan olsa gerek uykum geliyor. Biraz koltuğa geçiyorum, uyuyakalırım umuduyla kitabımı elime alıyorum. Ama uyuyamıyorum. Bir yarım saat okuyorum. Oruç Aruoba’ya içimden sarılıyorum okudukça. Yine huzur veriyor yazdıkları, içimi sakinleştiriyor.

IMG_8178

Bey bugün öğlen işe gidecek. Kalkıp birer tane açık tost yapıyorum. Kaşar, Cheddar, az ketçap, sucuk, domates, tüm bunların altına da az tereyağ.

IMG_8179

Bunu yedikten sonra üstüne de birer dilim sabahki pastadan yiyoruz. Oh yarasın. Neyse pasta bitti.

IMG_8183

Kahvaltıdan sonra biraz daha işlere bakıyorum. Sonra bir kargo iade işimi halletmek hem de 2-3 ay önce açılan bir marketi gezmek için biraz dışarı çıkıyorum. Marketin adı “Batı Gourmet Market” ama gerçek gurmelik bu değil dostum. Hiç çeşit yok, alacak bir şey bulamıyorum.

IMG_8218

Ben de dönüşte çiçekçiye uğrayıp frezyalarla şu aranjmanı yapıyorum.

IMG_8220

Çiçeklerimin dibinde hem biraz çalışıyor hem de ara öğün yiyorum.

IMG_8222

Bana bugün bir kıtlık geldi, doymak bilmiyorum. Biraz da krakerin üstüne labne ve reçel sürüp kahvemle de onu yiyorum. Çünkü hem sabah hem öğlen yediğim tatlı yetmedi. Arada olur öyle. Bunları yerken de tatlı tarifleri bakıyorum pinterestten 😀

IMG_8223

Aslında bulaşık makinesini boşaltmam lazım ama biraz daha mutfakta durursam daha neleri yerim diye kendimi banyoya atıyorum. Duş alıp sonra yüzüme uzun uzun peeling yapıyorum. Ardından kil maskesi, gül suyunu tonik niyetine kullanış ve nemlendirici. Bir yarım saat sürüyor bu yüz bakımım.

IMG_8228

Artık biraz daha uyumazsan akşam 8’de uykum geleceğinden koltukta İsmail’in yanına kıvrılıyorum yine kitabımla. Yine çok verimli değil ama bir 10 dakika dalıyorum hiç değilse.

IMG_8229

Saat 18:00 gibi annemlere gidiyorum, bey çalışıyor ben de akşam yemeğini annemlerde yerim madem.

IMG_8238

Sadece bunu yemedim tabii, üstüne makarna ve yanında yumurtalı ıspanak. Sonra da kabak tatlısı. Aslında pek tatlı da sevmem, daha çok tuzlu ekşi tatlardır benim kalemim ama bugün diyabete oynadım resmen.

IMG_8244

Annemlerden geldikten sonra bulaşık makinesi boşaltma, kuruyan çamaşırları kaldırma vs ayak işlerini başarıyla hallettikten sonra salona geçiyorum. Size bu satırları yazarken oğlanlar da kah birbirine giriyor kah beni izliyor.

Böyle güzel ve sakin bir gündü. Şimdi bir bira açıp  yorgunluk durumuma göre 1-2 bölüm Good Fight izlemeyi planlıyorum. Sonra da kitabımı alır yatağa geçerim.

Hep de sevgiler.

21 Ocak 2018 Günlüğü

IMG_5839

Pazar sabah 09:00’da uyanıyorum. İlk iş limon ve tarçınlı detoks suyu yapıp biraz beklemeye bırakmak.

IMG_5840

Sonra salona geçip bi parça ortalığı topluyorum ve bey kalkana kadar midemi tutacak şekilde atıştırıyorum: dil peyniri üzeri bal ve kahve.

IMG_5843

Kahvemi içerken bir bölümcük Bron/Broen izliyorum.

IMG_5844

Hafiften kahvaltı girişimleri: Peynirli domatesli tart yapıyorum. Öncesi böyle.

IMG_5845

Sonrası da böyle.

IMG_5857

Kahvaltı yapıyoruz uzun ve geniş.
IMG_5852

Sonra kahvaltının uzun ve geniş artıklarını toplayıp mutfağı şöyle bir temizliyorum.

IMG_5855

Bir bölüm daha Bron/Broen izliyorum. Bey de gitar çalıyor, yazım çizimleri ve kağıtlarıyla sehpada.

Arada kalkıp birer mocha yapıyorum. Zaanse Schans’tan aldığım toz kakaoyu sütle kaynatıp içine biraz şeker ilave ediyorum. Yarımşar shot da espresso ekliyorum. Evinizin baristası Serpil. Espresso birer shot daha orijinal mochaya yakın olur ama ben sabah da tek shot americano içtiğimden kahvesini az tutuyorum.

IMG_5859

2 ay önce kuzenimin çocuğu olmuştu. Daha fazla ertelemeyip bugün gidip kısa bir onu görelim diyoruz. Hazırlanmak için yatak odasına gittiğimde bunları yatakta buluyorum gidip ikisine de bir sırnaşıyorum.

IMG_5871

Yoldayız. 1-2 saat oturuyoruz. Dönüşte de pazara uğruyoruz.

IMG_5881

Öğlen yemeğini geç kahvaltıyla atladığımızdan bayağı bir acıkıyorum. Kıymalı bezelye yemeği ve yoğurt. Makarna da yapmıştım aslında ama akşamın devamında ağzımın durmayacağını bildiğimden ben yemedim.

IMG_5885

Yemekten sonra Not Another Happy Ending’i izliyoruz. Tam benim kalemim bir film çıkıyor. Vıcık olmadan romantik, tarzı aşırı güzel bir kadın başrol, sıkmayan bir hikaye.

Bayıldım bayıldım. İngilizlik, vintage ve böyle yumuşacık hikaye severseniz kesin izleyin.

IMG_5886

Demiştim ağzım boş durmaz diye. Sabahtan beri canım sütlaç istiyordu. Sadece Bolulu Hasan Usta’nın sütlacını seviyorum. E sipariş madem.

IMG_5890

Filmi izlerken bir ara Bıdı gelip sırtın bacağıma dayıyor.

Akşamın geri kalanında bir 50lik bira paylaşıp sonradan çok pişman olacağım şekilde cips yiyip yatıyorum.

 

17 Ocak 2018 Günlüğü

Bugün günlük yazma niyetim yoktu. O yüzden sabah fotoğraf çekmedim. Ama baro aidatını ödemek için işten 15:00’te çıkınca keyfim yerine geliyor ve günlük tutmaya karar veriyorum. Zaten sabah ofiste yediğim tost ve çalışmak var. Çok da görülecek bir şey yok
IMG_5723

Arabayı evin oto parkına bırakıp metroya biniyorum. İstiklal Caddesi metro çıkışında çektiğim bu fotoğraf bulutların rengi ve gölgelerle çok hoşuma gidiyor.

Baroya gidip kendimin ve şirketteki diğer avukat arkadaşların senelik aidat ödemesini gerçekleştiriyorum.

IMG_5687

Çıkışta Tünel’e kadar gelmişken Lebon Pastanesi’ne uğramadan gidemiyorum.  Hem bize hem annemlere profiterol alıyorum.

IMG_5689

Bence en güzel profiterol Lebon’unki. Beyaz kreması muhteşem, çikolatası hiç bayık değil, hamuru tam kıvamında nefis.

Eve gelir gelmez de yemekten sonrayı bekleyemeyip kendi porsiyonumu yiyorum. Bugün hiç kahve içmemiştim, onu da içiyorum.

IMG_5693

Çamaşır makinesini çalıştırıp biraz kitap okumaya İsmail’in yanına oturuyorum. Gönlümün İsmail’i de yanımda tüylerini yalıyor.

IMG_5697

Sonra akşam yemeği yapmaya mutfağa geçiyorum. Kemikli kuzu kollu bulgur pilavı, fırında bal kabağı ve yoğurtlu körili havuç salatası.

IMG_5699

Yemekten sonra duş ve duş sonrası saç düzenlemeleri.

IMG_5703

Sonra oje sürüyorum. Çekmecemde Flor Mar’ın bu Grass Juice ojesini buluyorum. “Aa bunu ne zaman almışım” diye şaşırarak sürmeye başlıyorum. Ama sürerken hatırlıyorum ki bi kez daha sürmüş, beğenmeyip silmiştim. Bu defa fena gözükmüyor, belki geçen sefer tek kat sürüp beğenmemişimdir.

IMG_5707

Aslında örgü örmek istiyorum ama ojem kuruyana kadar gerçek hayata dönemediğimden Delicious ve yanına bir küçük bira açıp boş boş ojelerimin kurumasını bekliyorum.

Delicious 4. bölüm itibariyle aşırı dandikleşti. Sanırım 2. sezonunu izleyemeyeceğim.

IMG_5708

Bira açınca canım tombiye benzeyen şu cipsten de istiyor. Bu küçük kaseyi bitirip bir kase daha alıyorum.

IMG_5709

Uykum geliyor ama hem 10:00da uyumak istemediğimden hem de bulaşık ve çamaşır makinelerinin bitmesini beklediğimden kalkıp bir çay alıp oyalanıyorum.

1 saat kadar çayımı içip Youtube’dan Wabi Sabi olsun Kintsugi olsun Japon kültürüne dair bir kaç video izliyorum.

IMG_5710

O sırada makinelerin çalışması bitiyor. Boşaltıyorum.

IMG_5711

Neyse ki bu turdaki çamaşırlar nevresim ve bornoz gibi iri parçalar da asması kısa sürüyor. Esas dram renkli çamaşır yıkadığımda, onlarrrca çorap eşleştirmek.

IMG_5712

Tekrar salona dönüp örgümü yapsam mı biraz daha diye oturuyorum. Ama videoları izlerken bayağı bir ördüm ve saat de 00:00 olmuş. Sabah erken kalkacağım için kendimi fazla zorlamıyor ve yatağıma geçiyorum.

IMG_5714

Bu ışıkta fazla okuyamam diye düşünsem de kitabımı alıyorum elime ancak bir yarım saat kadar okuyorum. Yerimden kakmaya üşenip Dove El Kremini önce elime elimdeki fazlasını da şöyle bir yüzüme sürüp uyuyorum.

Sevgiler.

14 Ocak 2018 Günlüğü

Sabah 09:30’da uyanıyorum. Bey uyanana kadar ne yapsam, spor mu yapsam kitap mı okusam diye bakınırken hızlı bir şekilde Zorlu’ya gitmeye karar veriyorum. Massimo Dutti’den online aldığım ancak iade etmek istediğim iki parçam vardı. Gideyim de mağazadan iade edeyim kargo firmasıyla uğraşana kadar.

IMG_5569

Saat tam 10:00da ordayım ve otoparkta yer aramıyorum, mağazada sıra beklemiyorum. İşimi 15 dkda hallediyorum. Hiç sevmem Pazar günü kalabalıkta, uğultuda alışveriş merkezinde işimi halletmeye çalışmayı.

IMG_5571

Bu erkenci hareketimden ve iş bitiriciliğimden dolayı içimden kendimi tebrik ede ede Nero’dan da bir chai latte alıp derhal çıkıyorum Zorlu’dan. Yiyorsun içiyorsun zayıf kalıyorsuncular’a: Chai lattenin tozunu normalin yarısı kadar falan koyduruyorum. Yani asında hafif tatlı bir bardak süt içmiş oluyorum.

Dönüşte 1 saat annemlere uğruyor onlarla sohbet ediyorum ama fotoğrafı yok.

IMG_5575

12’ye doğru bey de kalkıyor ve şöyle minik bir kahvaltı yapıyoruz.

IMG_5580

Bu emekliler de mutfak penceresinden dışarı bakıyor.

IMG_5585

Kahvaltıdan sonra salona geçip cumartesinin günlüğünü yazıyorum bloga.

IMG_5593

Sonra bir evi süpüreyim diyorum ama hiç süpüresim yok. Aman evi bok götürsün diye bırakıp koltuğa yayılıyorum ve Delicious diye bir dizi keşfediyorum. Bir oturuşta örgümle birlikte 3 bölümünü izliyorum bile.

delicious tv show ile ilgili görsel sonucu

IMDB puanı 6.7 ama bence underrated. Benim puanım 7,5. Kolay akıyor, diyalogları güzel.

IMG_5594

Saat 16:00 gibi artık koltuğumda kalkıp 45-50 dakika spor yapıyorum. 30 dk cardio sonrası çeşitli pilatesimsi hareketler.

IMG_5595

Spor sonrası duş. Duş sonrası cildimi fazla siyah noktalı gördüğümden şu karbon maskesinden sürüyor ve 15 dk müzik dinleyerek kurumasını bekliyorum.

IMG_5596

Sonra akşam yemeği zamanı geliyor. Yemek olarka dünkü günlükte yazdığım çorba, yoğurt ve iki dilim ekmek yiyorum. Aynı yemek olduğundan tekrar fotoğrafını koymuyorum, dünkü postta var. O yüzden oğlanların akşam ıslak mama yeme fotoğrafını koyuyorum.

IMG_5599

Sonra kurtlanıyoruz bugün de dışarıda bişey yapmadık bi çıksak diye. Caddebostan tarafında The Crepe Escape’e gidiyoruz tatlı yemeye. Malum akşam yemeğimiz de hafifti bugün. Ben şu Sour Brunette Pancake gibisinden bir adı olan tatlıdan sipariş ediyorum. Benim için fazla yoğun çikolatalı çıkıyor, pek beğenmiyorum, yarısını ancak yiyebiliyorum.

download

Eve dönünce yarının pazartesi oluşunu unutturabilecek, akıcı bir film bakıyorum. İkimizin Yerine diye yerli bir film izliyoruz. Filme bayılmadım ama zaman kaybı da diyemem. Vakit geçirmek için izlenebilir.

Saat 1’e gelirlen yatağıma gidiyor ve ptes sabahına uyuyorum 😦

Sevgiler.

 

13 Ocak 2018 Günlüğü

IMG_5506

09:00’da uyanıyorum. Doktor randevum olduğundan kalkıp hazırlanmam lazım. Bey de gelecek birlikte dermatoloğuma gideceğiz. Onu beklerken doktorda işimiz bitene kadar açlıktan gözlerim kararmasın diye biraz peynir üzerine bal döküp yanında kahveyle yatakta keyifli keyifli yiyorum.

IMG_5509

Yollara düşüyoruz. Doktor Nişantaşı’nda. Bence hala tam olmasa da hafiften kış artık kendini hissettirdiğinden bereliyim.

IMG_5514

Geldik. Geliş amacım saçıma PRP yaptırmak. Saç dökülmesini azaltıyor, yeni saç çıkarıyor ve telleri de sanki biraz kalınlaştırıyor. Kısaca saç besleyici bir işlem. Yaklaşık 1 saat sürüyor beklemesi, kan alması, santrifüj işlemi ve uygulaması.

IMG_5519

Doktordan çıkınca esas beklediğim kısma geliyoruz: Kruvasan’da kahvaltı.

Soğukta bir 20 dakika sıra bekliyoruz çünkü cumartesi ve çünkü saat 11:30. Ama değer. Kruvasan hem çok lezzetli, hem  o lezzet ve porsiyon büyüklüğü dikkata alınınca makul hakkaniyetli fiyatlı bir yer.

Kahvaltıdan sonra pastaları da muhteşem olduğundan bir dilim de pasta paylaşıyoruz beyimle. Nefisti gerçekten. Aldığım her kaloriye değdi 🙂

IMG_5523

Sonra Nişantaşı’nın acı tarafı, 2 saatlik otopark için 25 TL verip binip evimize geliyoruz. Saat 15:00’e geliyor. Az internet karıştırıyorum. Instagram’da çok beğenerek takip ettiğim şu hesap sahibinin story’sinde paylaştığı şu kitabı alıp okumaya karar veriyorum. Ama elimdekiler bitince. Buraya da koyayım ki telefondan silerim neme lazım.

IMG_5528

Yolda gelirlen arabalar arasında çiçek satan ısrarcı bir çiçekçiden nergis alıyorum. Geçen haftadan bekleyen mor güllerin kalan sağlamlarıyla şöyle bir aranjman yapıyorum. Hoşuma gidiyor.

IMG_5554

Sonra bey içeride biraz uyurken ben de mutfakta kitap okuyorum. (Mutfakta oturmayı ayrıca severim.) Sonra İsmail geliyor, kitap okunmayacak demedim mi diyor.

IMG_5556

İsmail sandalyede uyumaya çekilince ben de bitki çayımı alıyor, yankee candleımı yakıyor ve 1-2 saat güzelce kitabımı okuyorum.

IMG_5559

E saat 18:00’e geldi, biraz acıkıyorum. Çıkıp kısa bir market alışverişi yapıyorum.

IMG_5560

Sabahtan yeşil mercimek de ıslatmıştım. Eve döndüğümde yeşil mercimek, barbunya, pazı, havuçla şu çorbayı yapıyorum. Nefis olmuştu, tam bir kış yemeği. Bence kış salep, sıcak çikolaya vs kadar hatta onlardan daha çok bu tür yemeklerle hissediliyor.

IMG_5564

Yanına da brokolili ve kremalı spaghetti yapıyorum. Bu tabağımdakinin hepsini bitiremedim.

Yemekten sonra salona geçip önce ilk yarısını bikaç gün önce izlediğim If I Stay isimli filmin ikinci yarısını izliyorum.

Sonra da Hitman’s Bodyguard. Bu film çoklukla Amsterdam’da geçiyor ve izlemekten çok zevk alıyorum çünkü Amsterdam’ı çok seviyorum. Ama bunun dışında da aksiyon filmi olmasına rağmen güzel espriler içermesi ve temposuyla gayet beğeniyorum.

If I stay daha dramatik bir filmdi. Ancak onun da özellikle güzel şarkılarını beğendim.

İki filmi de rahatlıkla tavsiye ederim.

IMG_5565

Bu filmleri izlerken hırka projem ve

IMG_5566

kahve ve yanında da (sanki sabah pasta akşam makarna yememişimcesine) tahin helvası eşlik ediyor.

IMG_5568

Saat 02:00’ye geliyor. Kitabımı ve sütümü alıp yatağa geçiyorum.

Sevgiler.