20 Mart 2019 Günlüğü

Processed with VSCO with j5 preset

7:30’da alarmım çalıyor, 8’de ancak kalkıyorum.

Bahar yorgunluğu dönemine girdim, Mart’ta hep böyle olur. Kışın da sabah hava karanlık diye kalkamıyorum. Yazın da gece sıcaktan uyuyamayıp sabah kalkamıyorum. Durumlar böyle :/

Babam da ingilizmişçesine muhteşem bir porridge yapıyorum. Zaman içinde deneye deneye optimum kıvama şöyle ulaştım:

Sabah ilk iş 4 çorba kaşığı yulaf ve 1 çorba kaşığı amaranthı tencereye koyup hepsi suya batacak kadar da oda sıcaklığında su koyuyorum. Sonra ben ağzımı susam yağıyla çalkalayıp, yüzümü yıkayıp bazen bir 10 dakika meditasyon yapana kadar onlar yumuşuyor. (Geceden ıslatınca fazla hamursu oluyor.)

Sonra üstüne süt (bence en iyi kıvam günlük süt ile alınıyor) ekleyip orta ateşte yavaş yavaş, arada karıştırarak pişiriyorum. Eskiden içine chia da koyardım ama artık üstüne koyuyorum çünkü içinde kıvamı fazla koyulaştırıyor.

Üstüne de dilediğinizi koyun. Ben canım çok tatlı istemedikce muz tercih etmiyorum, muz bağırsaklarımı yavaslatıyor erkenden yiyince -too much info :)- en yakışan meyve de yaban mersini bence.

Bir porridge üzerine 3 paragraf yazdım evet.

Processed with VSCO with j2 preset

Yüzüme çook ince bi fontöden, az bi rimel sürüyorum, kolyelerimi takıyorum. Doooğru işe.

Ofiste e-maillar gönder, yazılar yaz vs fotoğrafı çekilecek bir şey yok.

IMG_3772

Öğlen biraz daha uzaklara yürümeyi planlamıştım ama hava düne göre aşırı soğukmuş ve ben çok ince giyinmiştim. O yüzden ofise 5 dk mesafede bir restorana gidip bir menemen yiyorum.

1buçuk saat kadar geniş geniş Harry Potter’ımı okuyorum. Mis.

IMG_3779

Yemekten sonra da 3 saat falan çalışıp eve dönüyorum. Sabah yürüyerek gitmiştim ama soğuk nedeniyle dönüşte otobüse bindim.

Eve gelince biraz dinlenip 30-35 dk hafif bir spor yapıyorum.

IMG_3780

Sonra yemek hazırlıkları ve yemek.

Köfteleri biraz kabak, soğan ve domates sosuyla fırına sürdüm. Yanına da frik-siyez bulguru karışık pilav.

Processed with VSCO with j5 preset

Beyim bu gece nöbetçi, ben de 21:00 gibi Cansuyla buluşup bir kahve içiyorum.

75CB20DD-BE1F-4BF9-80CD-F22F6469E45B

23:30’a doğru eve geldiğimde bu uzmanlar “bizimle oyna zalımın kızı” modunda bacaklarıma dolanıyorlar.

Kıyamıyorum bir yarım saat de onlarla oturuyorum, biraz mıncırıp sıkıştırıp fazla enerjilerini alıyorum 🙂 Canikomlar.

IMG_3825

24:00 gibi de yatağıma geçip 1 saat kadar mum ışığunda kitabımı okuyorum.

Akşam içtiğim kahvenin etkisiyle sanırım hala da uykum gelmiyor ama sabah kalkamam diye 1 saatin sonunda uyku moduma geçiyorum.

Öptüm.

21 Şubat 2019 Günlüğü

IMG_2055

Saatim 07:15te çalıyor, 07:30 gibi zorla çıkıyorum yataktan. Önce akşam kitap okumaktan fırsat bulamadığım bulaşık makinesi boşaltma işine girişiyorum.

IMG_2056

Sonra klasik bir kahvaltı yapıyorum. Ekmeksiz.

IMG_2057

Kahvaltıdan sonra mutfaktan çıkmadan ofise götürmek üzere kahvemi de demleyeyim diyorum. Bu esnada uyandığımdan bu yana 1 saat falan geçmiş ama hâla içime içime uyuyorum. Ofise varsam da kahvemi içsem.

Processed with VSCO with j5 preset

Bugün ofiste pek önemli bir olay yok, pek kimseyi de görmeyeceğim. O yüzden en rahat kazağımla taytımı geçiriyorum üstüme. Sonra inci takasım geliyor, inci kolyeme uzanırken bu mavili inciyi görüyor ve “aa kazağım da mavi ne uyumlu olur” diyip onu takıyorum. Paltomu da giyince hiç hedeflemediğim bir uyum yakalamış oluyorum.

Kolyeyi 3 yıl önce Yargıcı’dan almıştım. Paltom Academia. Kazağımı da Londra’da Uniqlo’dan almıştım geçen sene sonu gittiğimde.

Makyaj da yapmıyorum, yüzüme bir krem sürüp çıkıyorum.  Bugün soft ve sade hissediyorum.

IMG_2078

Çıkmadan çantama greyfurt atmıştım, ofise geldiğimde AVM’nin güvenliğinden geçerken greyfurt yuvarlandı güvenlik görevlisinin garip bakışları altında.  Gayet doğal şekilde aldım çantama attım ve devam ettim 🙂 Yağ yakıyoruz burda 🙂

Ofise gelir gelmez paltomu bir kenara atıp derhal kahvemi içiyorum. Mmmm yine nefis demlemişim. Kendim diye demiyorum ama çok güzel filtre kahve demlerim, çekirdeği de bir mânim yoksa hep Petra’dan alırım.

IMG_2080

Sonra hazır ofis sakinken uzun süredir elimde sürünen birkaç işi tamamlıyor, biraz sevdiğim bloglara biraz H&M’e bakıyorum. Sepetime bir kaç şey attım ama du bakalım daha satın almadım.

IMG_2082

E öğle arası madem. AVM’de hızlıca bir balkabağı çorbası ve ızgara somon yiyip biraz yürümek, hava almak için kendimi dışarı atıyorum. 10 dk yürüyüp biraz ilerideki bir kafeye giriyorum, biraz kitap okurum havam değişir.

Dün akşam kitabımı bitirmiştim, fotoğraftaki kitaba başlıyorum ama üzgünüm hiç sarmıyor. Canım daha sürükleyici, daha sayfalar nasıl akıyor anlamadan geçen br kitap istiyor.

Yeşil çayımı içiyorum ve kurabiyeden 1-2 ısırık alıyorum ama ı-ıh, o da güzel değil. Neyse ben de çayımı bitirip geri ofise yürüyorum.

IMG_2085

E dün kitabım bitmişti, öğlen başladığım da sarmadı, inip bir kitap alayım madem diyorum. İstiyorum ki şöyle Tess Gerritsen tarzında hem kurgunun aşırı sardığı,  hem de karakter derinliğini de biraz veren bir roman olsun.

Ruth Rendell diye daha önce okumadığım bir yazarın Tigerlily’nin Orkideleri isimli romanını alıyorum. Üstünde dünyanın en çok okunan 10 polisiye yazarından biri olduğu yazıyor. Bakalım.

IMG_2086

İşte bu noktadan sonra işler biraz çığırıdan çıkıyor. Ofise döndüğümde önce evden getirdiğim greyfurtu yiyorum. Ama sonra canım aşırı hamur çekiyor ve üstüne 3 de tuzlu kurabiye yiyorum kefirle. Abartı bir şey yok ama bugün dikkat etmeye, karbonhidratı azaltmaya çalışıyordum.

Processed with VSCO with j2 preset

Saat 17:00’ye geliyor. İçimde kurabiye yemiş olmanın pişmanlığıyla eve gidiyorum 🙂 Bir 40-45 dakika kassal egzersiz yapıyorum. Ama nedense bugün aşırı gergin ve yorgunum, her zamanki verimi alamıyorum kendimdem spor yaparken.

Sonra akşam yemeğine annemlere gidiyoruz, annem köfte yapmıştı davet etmişti.

Processed with VSCO with j2 preset

Yemek sonrası 09:00 gibi eve döndüğümüzde benim pilim iyice bitmişti. Zaten öğleden sonra kendimi gergin hisettiğim için yarım atarax almıştım. Onun da etkisiyle iyice uyukluyorum.  Zor güç bir duş alıp salona geçtiğimde saat 09:30. Biraz otursam da fazla dayanamayıp kendimi yatağa atıyorum.

Sevgiler.

Ocak 2019

Sosyal medyada herkes Ocak ayının bir türlü geçmediğini yazmış. Bana göre de aşırı hızlı geçti.

Processed with VSCO with j2 preset

Hafta içi işe haftasonu da kursa gittiğimden cumartesileri böyle ismaille kahvaltı, sonra kitap okuma şeklinde uzun uzun devam eden mutfak masası oturmalarımı çok özlüyorum.  Yukarıdaki fotoğrafta bir cumartesi bunun en azındna kahvaltı kısmını yapabilmek için biraz daha erken kalkmıştım.

Neyse Şubat sonu kurs bitiyor.

Processed with VSCO with j2 preset

Akşam yemeklerinde genelde bir değişiklik yok neyse ki.

Processed with VSCO with j2 preset

Bir arkadaşımı davet etmiştik cumartesi akşamı. Sofra ona hazırlık.

Processed with VSCO with j2 preset

Yine bu Ocak ayında da istediğim sıcak şarabı hiç bir yerde bulamadım. Ya ılık oluyor, ya aromasız. Ki zaten hepsi azıcık koyuyorlar. Fotoğraftakiler Kadıköy’de bir yerden. Başka yerlerde de denedim ama yok yok. Nerde o Berlin’deki sıcacık, dolgun, hygge kupalı, gerçekten iç ısıtan sıcak şaraplar.

Processed with VSCO with j2 preset

Kılıklarımdan biri.

Processed with VSCO with j2 preset

Akşamları böyle kestane, bitki çayı eşliğinde güzel bir film veya kitap benim için gayet kafi derecede mutlu edici.

Processed with VSCO with j2 preset

İşte yine.

Processed with VSCO with j2 preset

Yine bir cumartesi de Zapata Burger’i denedik. Islaklığı, tadı çok yerindeydi, beğendik. Ama 140 gram olanını bir tanesiyle doyulmuyor, 280 gram da yok. Bence 200 gramlık bir boyutu olmalıymış.

Processed with VSCO with j2 preset

Bir sabah da işe gitmek için uyanamamıştım. Ay saat çaldığında zifiri karanlık oluyor, kafamı yastıktan ayırmak yağ sürülmemiş kalıptan keki ayırmaktan daha zor. Neyse dedim nasılsa geç kaldım bir de kahvaltı yapiyim madem.

Processed with VSCO with j2 preset

Ay sonunda iş için Bakü’ye gittim. Instagran storyi yeterince şenlendirdiğimden bir de buraya taşımadım fotoğrafları ama hoşuma giden bir seyahatti.

Processed with VSCO with j2 preset

Bakü sokakları, binaları hep böyle ışıklı. Hatta geceleri sırf bu muhteşem aydınlatma nedeniyle şehir gündüzünden çok daha ihtişamlı gözüküyor.

Processed with VSCO with j2 preset

Bu ay bir de Balat’ta aşılan Smeltandco’yu denedik. Ortamı güzeldi.  Tahmin ettiğimden de minicik bir alan, 8-10 kişi ancak sığar. Güzel aydınlatılmış, hoş dekore edilmiş.

Processed with VSCO with j2 preset

Mücver kulesi, ekşi mayalı ekmek üzeri kum midyesi, pancarlı rizotto, somon, pavlova ve zerde denedik. En çok mücver kulesini beğendim. Diğerleri de kötüydü kesinlikle diyemem ama büyük bir yenilik getirmiyordu, sıradan buldum. Bir de mekanın sanırım içki ruhsatı olmadığından şarap servis etmiyorlar. Oysa yemekler ve ortam şaraplıktı.

Özetle birkere denenebilir değişiklik açısından ama bir daha gitmem yakın gelecekte.

Processed with VSCO with j2 preset

Bu ay ofisin etkinliği de vardı, 2 günlüğüne Kemer Country’e gittik. Ormanda kestane pişirimi beni en çok cezbeden kısım oldu tabii ki 😛

Processed with VSCO with j2 preset

Deneysel çalışmalarımdan zeytinyağlı ayva. Ayca olunca daha meyvemsi bir lezzet beklemiştim ama gayet kereviz gibi sebzemsi bir tat verdi. Hoşumuza gitti, hatta bu pazar bir arkadaşımı davet ettim, onlara da yapmayı planlıyorum. Ayda bir falan sıklıkla soframıza yerini aldı yani zeytinyağlı ayva 🙂

Processed with VSCO with j2 preset

Her zaman deneysellik riskli, bazen de biber doldurmak lazım.

Processed with VSCO with j2 preset

Sarı saçlarımın son günlerini geçirdim.

Processed with VSCO with j2 preset

Ve kend rengine boyattım. Çünkü doğalında bu kadar koyu saçlıyken sarışın olmak o kadar zor ve maliyetli ki. Sürekli silver shampoo kullanmak lazım ama  onu kullanında da saçlarınız aşırı kuruyor ve sonra gelsin nem maskeleri. Zaten açıldığı için yıpranmış durumda ve tabii gelsin keratin maskeleri. E silver shampoo kullanmasan turuncuya dönük sarıdan oluyor ki evlerden ırak. Neyse rahatladım.

O saç boyatma akla girdi mi kimsenin lafı dinlenmez bilirim de ben yinede söyleyeyim, orta kumraldan daha koyu bir doğal renginiz varsa sarı saç pişmanlıktır.

Processed with VSCO with j2 preset

Bir gün kurstan erken çıktım ve oturup 45 dk kitap okuyup kahve içtim İstiklal Caddesinde. Çok koşturmuştum o hafta, o kaar dinlendim ki o 45 dakikacık zamanda.

IMG_0239

Genelde cumaları evde sağlıklı kek yapıyorum kursa götürmek için. Çünkü dışarının o yağlı beyaz unlu şeylerini yemeyi rutin hale getirmek istemiyorum. Tabii o kekin devamını evde yediğim de oluyor.

IMG_0299

2 gün de grip oldum öyle yattım.

,Processed with VSCO with j2 preset

Bu da yine bir şirket etkinliğinden Pakistani dressed me 🙂

Bu ay çok kitap okudum çok da film izledim. Yine ayrıca yazmak lazım ama yine erteleyip erteleyip yazmam sanırım. Okur musunuz kitap / film yazsam ayrıca?

Tek tek hepsini sıralamayayım ama aralarından filmlerden özellikle The Cakemaker‘ı kitaplardan da Kazuo Ishiguro’nun Günden Kalanlar‘ı çok tavsiye ederim.

Şubat benim de beyimin de doğum günü ayı. Seviyorum.

Sevgiler!

Aralık 2018

Merhaba.

Processed with VSCO with j2 preset

Aralık aynı anda çok gelgitli, yorucu, sakin, çalkantılı, düzenli, darmadağınık bir aydı. Yanlış yaptıklarımı fark ettim, yoluma devam ediyorum diye umuyorum 🙂

Yukarıdaki fotoğraf ofisin yeni yıl yemeğinden. Bebek Banyan’da oldu bu yıl. Yemekler nefisti, ortam çok hoş dekore edilmişti. Sevdim ve çatlayana kadar yiyip fotoğraf çekerek tadını çıkardım.

Processed with VSCO with j2 preset

Aralık’ın güzel anları genelde böyle evde mum ışığıyla, kahveyle ya çalışaral ya kitap okuyarak ya da dizi ya da film izleyerek geçti. Kış bence çok kullanışlı bi mevsim, yazın mum yakılmıyor, insan rahatça oturup bir dizi izleyemiyor.

Processed with VSCO with j2 preset Processed with VSCO with j2 preset

Kahvaltılarıma kimi zaman Bıdık ve İsmail eşlik ettiler. Kitaba koyduğu patilere dikkatinizi çekerim 🙂 dişlerim gıcışıyor baktıkça.

Processed with VSCO with j2 preset

Yeni çaylar aldım. Soğuk akşamlarda film izlerken insan hamura, şekere sarıyor bildiğiniz üzere. Tatlı kokulu bitki çayları bunu biraz engelliyor 🙂

O yüzden ıhlamurun yanı sıra Elma+Karanfil+Tarçınlı bir tane ve İstanbul Çayı isimli içinde çiçekler olan bir tane daha aldım.

Processed with VSCO with j2 preset

Bu ay eve aldığım çekirdek kahve.

Processed with VSCO with j2 preset

Kestaneli, mumlu ve kitaplı akşam rutinimeeriyen tartlardan da eklemiştim. Bu tartları eskiden TepeHome’dan almıştım, o zamanlar YankeeCandles ürünleri satılıyordu. Şimdi bulamıyorum. Bu kırmızı olan da son kalanı zaten, daha çok sevdiğim pastanemsi kokuları tüketmişim.

Processed with VSCO with j2 preset

Kış diye sizin de canınız sürekli hamur işi istiyor mu? Bu annemlerde yaptığım bir kahvaltıdan.

Processed with VSCO with j2 preset

Girls sonrası hiç bir diziye bağlanamama problemim eskilerden Six Feet Under ile çözüldü. Severek izliyorum, zaten kült dizilerden. Ekrandaki de en sevdiğim karakteri Brenda.

Processed with VSCO with j2 preset

Bir arkadaşım bizi Noel yemeğine davet etmişti. Bu da erkek arkadaşının yaptığı zencefilli kurabiye. Tadına bakmadık (o kadar çok yiyecek şey vardı ki) ama görüntüsü çok iyiydi.

Processed with VSCO with j2 preset

Bazen de böyle pencere kenarında hava koşullarına baka baka yapmayı seviyorum kahvaltımı.

img_8121

İşe gidiş kılıklarımdan.

Processed with VSCO with j2 preset

Bu da Cuma günü işe gidiş kılıklarımdan. Hırkayı 2-3 yıl önce kendim örmüştüm ama sonra beğenmeyip dolabın gerilerine atmıştım. Şimdilerde tekrar hoşuma gitmeye başladı.

img_8580

Yine kılıklar.

img_8758

Ofisin hediyesi yılbaşı sepeti.

img_9663

Yukarıda da gördüğünüz gibi genelde bu karışım kahvaltımdı bu ay. Yulaf, amarant ve chia ile porridge. Çünkü bence kış sabahı peynir zeytinli kahvaltıdansa bu sıcak kahvaltı daha tatlı geliyor. Ayurveda da vücut tipime bu kahvaltıyı öneriyor.

Kış başında pazardan bir sürü hurma alıp temizleyip dondurmuştum. Gece yatarken bir tanesini dolabın aşağısına çıkarıyorum, sabaha kadar çözülüyor. Porridgime tatlı olarak ilave ediyorum. Bala, pekmeze vs gerek kalmıyor ve tadına bayılıyorum. Hurmalarım bitmek üzere, bu biraz üzüyor beni 🙂

Processed with VSCO with j2 preset

Yıl sonunda bir arkadaşımla 4 günlüğüme Marseille’e gittik. Instagramı storylerleolsun kalıcı postlarla olsunyeterince şenlendirdiğimden tekrar buraya taşımıyorum fotoğrafları. Sadece kendimin gözüktüğü iki fotoğrafı taşıyayım.

Processed with VSCO with j2 preset

Processed with VSCO with j2 preset

Bir de bu ışıklandırmasını çok beğendiğim çiçekçi fotoğrafını koyayım istedim.

Aslında bu ay bir sürü kitap okuyup film de izledim ama fotoğraflarını çekmemişim. Önümüzdeki ay bu konuya daha yakından eğileyim.

İyi seneler!

 

Şubat 2018

Bugün (aslında bir kaç gündür) o kadar  gerçekler dünyasındna kopuk hissediyorum ki kendimi. Hayat gerekliliklerine uyumlanmakta zorlanıyorum, iş manasında yaptığım her şey aşırı anlamsız geliyor, kendimi motive etmekte zorlanmanın çok ileri aşamalarındayım. Ve daha bu tarz bir sürü şey.

Bu durumumun etkileri Şubat postuna da yansır da bayık gelirse bilin istedim. Hiç neşeli bir dönemimde değilim.

Çiçek: 

IMG_6175

Şubat başında sarı ve turuncu erengüllerle okaliptüs dalları aranjmanı yapmıştım. Evde döne döne beğendim bunları, her bakışımda güzelliklerine, renklerine hayran kaldım. Bu ay favori çiçeğim ve yanı sıra uzuuuun zamandır en favori çiçeğim de bunlar oldu.

IMG_6158

Zaten erengül hem güllerin o şaşalı hafif kıro hallerinden uzak hem gül güzelliğinde olmasıyla çok sevdiğim bir çiçek.

IMG_6760

10 gün kadar sonra turuncuları ve sarıların bir kısmı soldu. Geri kalanları şöyle toparladım. Yine ayrı güzel oldu bence.

Yeme içme: 

Aslında bu ay tabii pek çok akşamlar yemek yaptım. Ama ya yeni bir şey denemedim ya da fotoğrafını çekmemişim ve hatırlamıyorum. Yeme içme adına fotoğraf bunları gördüm telefonumda. Ama bence kayde değerler. Şu nedenlerle:

IMG_6906

Bitki çaylarımın içine böyle bir tüm dilim portakal ya da greyfurt ya da kabuk tarçın koydum. Tatlı tatlı ve kokulu oldu. Havalar hiç soğuk olmasa da keyifsiz hallerimde içimi ısıttı.

IMG_6958

Evde yapabildiğim her kahvaltı benim için mutluluk sebebiydi.

Processed with VSCO with l4 preset

Bir cumartesi canım kahvenin yanında kek yemek istedi. Evde süt yoktu, yumurtalar dolaptaydı ve soğuktu. Benim gidip süt alıcakk enerjim ve yumurtaların oda sıcaklığına gelmesini bekleyecek sabrım yoktu. Pelit’ten kek sipariş ettim. Çok rahatsız oldum bu hareketimden, kalkıp kendi kekimi yapmamaktan. Aman canım sağ olsuni bu defa da böyle olsun diye içimi rahatlatmaya çalıştım. Kek de Pelit’ten beklemediğim şekilde kuruydu.

IMG_7258

Bu da işe gitmeden kısaca da olsa evde yaptığım kahvaltılarımdan.

IMG_7464

Son olarak brüksel lahanasını şöyle yemediyseniz bence yiyin. Kilolarca yedim ve yiyebilirim bu şekilde:

4 çorba kaşığı zeytinyağı, 2 çorba kaşığı elma sirkesi, 2 tatlı kaşığı hardal ve bir tatlı kaşığı bal. İstediğiniz kadar da tuz, karabiber. Karıştırın.

Haşladığınız ve sıcakken ortadan ikiye kestiğiniz brüksel lahanalarını yine sıcakken bu karışıma bulayın. Sos aralardan içine giriyor lahanaların. Böyle turşumsu muhteşem bir lezzet

Kitap: 
IMG_6373

Dorris Lesing’imin Son Aydınlık Yaz’ını severek okudum ve bitirdim.

IMG_6964

Üstüne de yine bayağı sevdiğim Ayfer Tunç’un Dünya Ağrısı’nı okudum.

Kitaplardan alıntı yapmamın daha iyi olacağı yönünde mesajlar aldım. Burada yaparsan çok uzar. Kitaplar için ayrıca post yapacağım.

Gezi: 

IMG_7580

Daha önce gitmediğim Balat’a gittim. Bu fotoğraf ordaki en beğendiğim cafe’den.

IMG_7727.PNG

Aynı kafe. Ama adına bakmamışım. Kafeleri falan hoş, sempatik, tatlı ama Balat sokakları genel olarak raat edebileceğim sokaklar gibi gelmedi bana. Çok uzatmadan İstanbul’da pek çok defa vardığım o sonuca vardığımı söyleyeyim yine: “It’s not the city but the people”.

Dekorasyon:

IMG_7741

Kadıköy’deki bir eskici dükkanından 35 tlye aldığım şu şamdan favorilerimden biri. İçine mum uydurmak biraz zor oldu ama H&M Türkiye’de de ev&dekorasyon satışına başlamış, ordan buldum mumları. 2 şamdan daha var aslında aynı yerden aldığım, onlar tekli. Onları da ilerleyen zamanlarda görürsünüz.

IMG_6726

Kapadokya’dan topladığım kozalaklar da çok sevdiği dekorasyon malzemelerindendi. Fakat bilmezdim, kozalaklar ev sıcağını görünce açıldı, genişledi, kimisi darmadağın bir görüntüye sahip oldu. Dolayısıyla bu görüntü ancak 1-2 hafta kalabildi. Deforma olmadan kalan kozalaklarla başka bir dekorasyın yaptım. Biraz daha olgunlaşsın fotoğrafını çekerim onun da 🙂

Film: 

Birkaç film izledim ama sadece en beğendiğime yer vereceğim: “If the cats disappears from the world”

yhty

Beyninde tümör olduğunu öğrenen bir postacı çocuk var. Doktoru 1 haftalık ömrü kaldığını söylüyor. Aynı gün hayatına fantastik bir kahraman giriyor ve dünyadan bir şeyi silme kaydıyla çocuğun ömrüne 1 gün ekliyor. Önce telefonları siliyor, sonra filmleri. İş kedilere geldiğinde durum farklılaşıyor. Bu farklılaşmada ana karakterin geçmişine, gidiyoruz.

Çok çok çok güzel bi filmi. Konu klişe gelmiş olabilir ama inanın işlenişi çok farklıydı. Çok yoğun duygular yaşatan bir filmdi, hala da etkisindeyim ki izleyeli 3-4 gün oluyor. Bir de anneme çiçek alacağım önümüzdeki ay. Siz de alın imkanınız varsa.

Başka başka: 

IMG_7047

Şu pamuklarımsız aylık post olur mu?

IMG_7316

Son olarak bu ay hem benim hem sevgilimin doğum günü. Fotoğraf benim doğum günümden. Doğum günlerimizde yeni restoranlar keşfedelim şeklinde sözlere dökülmemiş bir anlaşmamız var aslında. Ama ben bu doğum günümde bildiğim yoldan ilerleyip güzel italyan yemeği yiyip şarap içelim istedim ve çok klasik şekilde Eataly’e gittik. Fotoğrafta da kendimi güzel bulmadım ama sıradan olmasına rağmen güzel bşr akşamdı. O yüzden paylaşıyorum.

Baydım mı içinizi?

Sevgiler.

21 Ocak 2018 Günlüğü

IMG_5839

Pazar sabah 09:00’da uyanıyorum. İlk iş limon ve tarçınlı detoks suyu yapıp biraz beklemeye bırakmak.

IMG_5840

Sonra salona geçip bi parça ortalığı topluyorum ve bey kalkana kadar midemi tutacak şekilde atıştırıyorum: dil peyniri üzeri bal ve kahve.

IMG_5843

Kahvemi içerken bir bölümcük Bron/Broen izliyorum.

IMG_5844

Hafiften kahvaltı girişimleri: Peynirli domatesli tart yapıyorum. Öncesi böyle.

IMG_5845

Sonrası da böyle.

IMG_5857

Kahvaltı yapıyoruz uzun ve geniş.
IMG_5852

Sonra kahvaltının uzun ve geniş artıklarını toplayıp mutfağı şöyle bir temizliyorum.

IMG_5855

Bir bölüm daha Bron/Broen izliyorum. Bey de gitar çalıyor, yazım çizimleri ve kağıtlarıyla sehpada.

Arada kalkıp birer mocha yapıyorum. Zaanse Schans’tan aldığım toz kakaoyu sütle kaynatıp içine biraz şeker ilave ediyorum. Yarımşar shot da espresso ekliyorum. Evinizin baristası Serpil. Espresso birer shot daha orijinal mochaya yakın olur ama ben sabah da tek shot americano içtiğimden kahvesini az tutuyorum.

IMG_5859

2 ay önce kuzenimin çocuğu olmuştu. Daha fazla ertelemeyip bugün gidip kısa bir onu görelim diyoruz. Hazırlanmak için yatak odasına gittiğimde bunları yatakta buluyorum gidip ikisine de bir sırnaşıyorum.

IMG_5871

Yoldayız. 1-2 saat oturuyoruz. Dönüşte de pazara uğruyoruz.

IMG_5881

Öğlen yemeğini geç kahvaltıyla atladığımızdan bayağı bir acıkıyorum. Kıymalı bezelye yemeği ve yoğurt. Makarna da yapmıştım aslında ama akşamın devamında ağzımın durmayacağını bildiğimden ben yemedim.

IMG_5885

Yemekten sonra Not Another Happy Ending’i izliyoruz. Tam benim kalemim bir film çıkıyor. Vıcık olmadan romantik, tarzı aşırı güzel bir kadın başrol, sıkmayan bir hikaye.

Bayıldım bayıldım. İngilizlik, vintage ve böyle yumuşacık hikaye severseniz kesin izleyin.

IMG_5886

Demiştim ağzım boş durmaz diye. Sabahtan beri canım sütlaç istiyordu. Sadece Bolulu Hasan Usta’nın sütlacını seviyorum. E sipariş madem.

IMG_5890

Filmi izlerken bir ara Bıdı gelip sırtın bacağıma dayıyor.

Akşamın geri kalanında bir 50lik bira paylaşıp sonradan çok pişman olacağım şekilde cips yiyip yatıyorum.

 

14 Ocak 2018 Günlüğü

Sabah 09:30’da uyanıyorum. Bey uyanana kadar ne yapsam, spor mu yapsam kitap mı okusam diye bakınırken hızlı bir şekilde Zorlu’ya gitmeye karar veriyorum. Massimo Dutti’den online aldığım ancak iade etmek istediğim iki parçam vardı. Gideyim de mağazadan iade edeyim kargo firmasıyla uğraşana kadar.

IMG_5569

Saat tam 10:00da ordayım ve otoparkta yer aramıyorum, mağazada sıra beklemiyorum. İşimi 15 dkda hallediyorum. Hiç sevmem Pazar günü kalabalıkta, uğultuda alışveriş merkezinde işimi halletmeye çalışmayı.

IMG_5571

Bu erkenci hareketimden ve iş bitiriciliğimden dolayı içimden kendimi tebrik ede ede Nero’dan da bir chai latte alıp derhal çıkıyorum Zorlu’dan. Yiyorsun içiyorsun zayıf kalıyorsuncular’a: Chai lattenin tozunu normalin yarısı kadar falan koyduruyorum. Yani asında hafif tatlı bir bardak süt içmiş oluyorum.

Dönüşte 1 saat annemlere uğruyor onlarla sohbet ediyorum ama fotoğrafı yok.

IMG_5575

12’ye doğru bey de kalkıyor ve şöyle minik bir kahvaltı yapıyoruz.

IMG_5580

Bu emekliler de mutfak penceresinden dışarı bakıyor.

IMG_5585

Kahvaltıdan sonra salona geçip cumartesinin günlüğünü yazıyorum bloga.

IMG_5593

Sonra bir evi süpüreyim diyorum ama hiç süpüresim yok. Aman evi bok götürsün diye bırakıp koltuğa yayılıyorum ve Delicious diye bir dizi keşfediyorum. Bir oturuşta örgümle birlikte 3 bölümünü izliyorum bile.

delicious tv show ile ilgili görsel sonucu

IMDB puanı 6.7 ama bence underrated. Benim puanım 7,5. Kolay akıyor, diyalogları güzel.

IMG_5594

Saat 16:00 gibi artık koltuğumda kalkıp 45-50 dakika spor yapıyorum. 30 dk cardio sonrası çeşitli pilatesimsi hareketler.

IMG_5595

Spor sonrası duş. Duş sonrası cildimi fazla siyah noktalı gördüğümden şu karbon maskesinden sürüyor ve 15 dk müzik dinleyerek kurumasını bekliyorum.

IMG_5596

Sonra akşam yemeği zamanı geliyor. Yemek olarka dünkü günlükte yazdığım çorba, yoğurt ve iki dilim ekmek yiyorum. Aynı yemek olduğundan tekrar fotoğrafını koymuyorum, dünkü postta var. O yüzden oğlanların akşam ıslak mama yeme fotoğrafını koyuyorum.

IMG_5599

Sonra kurtlanıyoruz bugün de dışarıda bişey yapmadık bi çıksak diye. Caddebostan tarafında The Crepe Escape’e gidiyoruz tatlı yemeye. Malum akşam yemeğimiz de hafifti bugün. Ben şu Sour Brunette Pancake gibisinden bir adı olan tatlıdan sipariş ediyorum. Benim için fazla yoğun çikolatalı çıkıyor, pek beğenmiyorum, yarısını ancak yiyebiliyorum.

download

Eve dönünce yarının pazartesi oluşunu unutturabilecek, akıcı bir film bakıyorum. İkimizin Yerine diye yerli bir film izliyoruz. Filme bayılmadım ama zaman kaybı da diyemem. Vakit geçirmek için izlenebilir.

Saat 1’e gelirlen yatağıma gidiyor ve ptes sabahına uyuyorum 😦

Sevgiler.

 

13 Ocak 2018 Günlüğü

IMG_5506

09:00’da uyanıyorum. Doktor randevum olduğundan kalkıp hazırlanmam lazım. Bey de gelecek birlikte dermatoloğuma gideceğiz. Onu beklerken doktorda işimiz bitene kadar açlıktan gözlerim kararmasın diye biraz peynir üzerine bal döküp yanında kahveyle yatakta keyifli keyifli yiyorum.

IMG_5509

Yollara düşüyoruz. Doktor Nişantaşı’nda. Bence hala tam olmasa da hafiften kış artık kendini hissettirdiğinden bereliyim.

IMG_5514

Geldik. Geliş amacım saçıma PRP yaptırmak. Saç dökülmesini azaltıyor, yeni saç çıkarıyor ve telleri de sanki biraz kalınlaştırıyor. Kısaca saç besleyici bir işlem. Yaklaşık 1 saat sürüyor beklemesi, kan alması, santrifüj işlemi ve uygulaması.

IMG_5519

Doktordan çıkınca esas beklediğim kısma geliyoruz: Kruvasan’da kahvaltı.

Soğukta bir 20 dakika sıra bekliyoruz çünkü cumartesi ve çünkü saat 11:30. Ama değer. Kruvasan hem çok lezzetli, hem  o lezzet ve porsiyon büyüklüğü dikkata alınınca makul hakkaniyetli fiyatlı bir yer.

Kahvaltıdan sonra pastaları da muhteşem olduğundan bir dilim de pasta paylaşıyoruz beyimle. Nefisti gerçekten. Aldığım her kaloriye değdi 🙂

IMG_5523

Sonra Nişantaşı’nın acı tarafı, 2 saatlik otopark için 25 TL verip binip evimize geliyoruz. Saat 15:00’e geliyor. Az internet karıştırıyorum. Instagram’da çok beğenerek takip ettiğim şu hesap sahibinin story’sinde paylaştığı şu kitabı alıp okumaya karar veriyorum. Ama elimdekiler bitince. Buraya da koyayım ki telefondan silerim neme lazım.

IMG_5528

Yolda gelirlen arabalar arasında çiçek satan ısrarcı bir çiçekçiden nergis alıyorum. Geçen haftadan bekleyen mor güllerin kalan sağlamlarıyla şöyle bir aranjman yapıyorum. Hoşuma gidiyor.

IMG_5554

Sonra bey içeride biraz uyurken ben de mutfakta kitap okuyorum. (Mutfakta oturmayı ayrıca severim.) Sonra İsmail geliyor, kitap okunmayacak demedim mi diyor.

IMG_5556

İsmail sandalyede uyumaya çekilince ben de bitki çayımı alıyor, yankee candleımı yakıyor ve 1-2 saat güzelce kitabımı okuyorum.

IMG_5559

E saat 18:00’e geldi, biraz acıkıyorum. Çıkıp kısa bir market alışverişi yapıyorum.

IMG_5560

Sabahtan yeşil mercimek de ıslatmıştım. Eve döndüğümde yeşil mercimek, barbunya, pazı, havuçla şu çorbayı yapıyorum. Nefis olmuştu, tam bir kış yemeği. Bence kış salep, sıcak çikolaya vs kadar hatta onlardan daha çok bu tür yemeklerle hissediliyor.

IMG_5564

Yanına da brokolili ve kremalı spaghetti yapıyorum. Bu tabağımdakinin hepsini bitiremedim.

Yemekten sonra salona geçip önce ilk yarısını bikaç gün önce izlediğim If I Stay isimli filmin ikinci yarısını izliyorum.

Sonra da Hitman’s Bodyguard. Bu film çoklukla Amsterdam’da geçiyor ve izlemekten çok zevk alıyorum çünkü Amsterdam’ı çok seviyorum. Ama bunun dışında da aksiyon filmi olmasına rağmen güzel espriler içermesi ve temposuyla gayet beğeniyorum.

If I stay daha dramatik bir filmdi. Ancak onun da özellikle güzel şarkılarını beğendim.

İki filmi de rahatlıkla tavsiye ederim.

IMG_5565

Bu filmleri izlerken hırka projem ve

IMG_5566

kahve ve yanında da (sanki sabah pasta akşam makarna yememişimcesine) tahin helvası eşlik ediyor.

IMG_5568

Saat 02:00’ye geliyor. Kitabımı ve sütümü alıp yatağa geçiyorum.

Sevgiler.